Nafaka Miktarı Yargıtay Kararları

Özel Boşanma Sebepleri Yargıtay Kararları

Nafaka miktarı Yargıtay kararlarını sizler için derledik.

YARGITAY

2. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2022/9019

Karar Numarası: 2022/8496

Karar Tarihi: 25.10.2022

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından katılma yoluyla erkeğin davası, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafaka miktarları ile vekâlet ücreti yönünden; davalı-karşı davacı erkek tarafından kadın lehine hükmedilen tazminatlar ile nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, mahkemece bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ait temyiz itirazlarının incelenmesi artık mümkün bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bentler dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-İlk derece mahkemesince bozmadan önce kurulan 31.03.2021 tarihli hükümde davacı-karşı davalı kadın yararına 150.000 TL maddi tazminat, 100.000 TL manevi tazminata, kadın yararına aylık 2.000 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, ortak çocuk yararına aylık 1.250 TL tedbir ve iştirak nafakasına hükmedilmiş, kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 08.12.2021 tarihli ilamı ile kadın yararına hükmedilen maddi ve manevi tazminatın, yoksulluk nafakasının ve ortak çocuk yararına hükmedilen iştirak nafakasının az olduğu gerekçesiyle hüküm bozulmuş, bozma kapsamı dışında kalan boşanma, velayet, tedbir nafakaları ile yargılama giderleri yönünden karar kesinleşmiştir. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, bu kez ortak çocuk yararına aylık 4.500 TL tedbir ve iştirak nafakasına, davacı-karşı davalı kadın yararına aylık 4.500 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, kadın yararına 400.000 TL maddî ve 350.000 TL manevî tazminata kesinleşme tarihinden itibaren yasal faiziyle hükmedilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.

a-Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, yeniden kurulan hüküm ile davacı-karşı davalı kadın yararına hükmedilen maddi tazminat miktarı, bozma ilamında belirtilen ilkelere, bozmanın amacına uygun olmayıp, davacı-karşı davalı kadın yararına hükmedilen maddi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu’nun 50 ve 51. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddî (TMK m. 174/1) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

b-Dairemizin 08.12.2021 tarihli ilamı ile kesinleşen tedbir nafakaları yönünden yeniden hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

c-Dairemizin 08.12.2021 tarihli ilamı ile kadın yararına hükmedilen maddi ve manevi tazminatın, yoksulluk nafakasının ve ortak çocuk yararına hükmedilen iştirak nafakasının az olduğu gerekçesiyle hüküm bozulmuş, bozma kapsamı dışında kalan kısımlar yönünden karar kesinleşmiştir. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, bozma öncesi kararlarda hükmedilmeyen yasal faiz yönünden bu kez tazminatlara kesinleşme tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

d-Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir (HMK m. 26/1). Davacı-karşı davalı kadın dilekçeler aşamasında ortak çocuk yararına aylık 2.000 TL iştirak nafakası verilmesini talep etmiştir. Usulüne uygun yapılmış bir ıslah talebi de bulunmamaktadır. Mahkemece talep aşılarak ortak çocuk yararına aylık 4.500TL iştirak nafakasına hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

2. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2018/448

Karar Numarası: 2020/60

Karar Tarihi: 22.01.2020

Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda; mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm hakkında istinaf talebinde bulunulmakla, evrak okunup, gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesi ile; tarafların 1969 tarihinde evlendiklerini, üç tane reşit çocuklarının olduğunu, 2003 yılından itibaren ayrı yaşadıklarını, Kadirli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2005/294 E 2005/128 K sayılı kararı ile davacı kadın lehine aylık 300 TL tedbir nafakasına hükmedildiğini, son alarak Sincan 1. Aile Mahkemesi’nin 2009/405 E 2010/594 K sayılı kararı ile aylık nafakanın 500 TL’ye çıkarılarak ÜFE oranında arttırılmasına karar verildiğini, tarafların Ankara Batı 2. Aile Mahkemesi’nin 18/07/2014 tarih 2014/3 E 2014/498 K sayılı kararı ile boşandıklarını, boşanma kararının 2015 yılı Ağustos ayında kesinleştiğini, davalının sürücü kursu açtığını, işleri kötü gidince müvekkilinin ailesinden kalan 6 daire, 2 dükkan ve 7 arsayı sattığını, borçları ödediğini, 2003 yılında evi terk ettiğini, başka bayanlarla yaşamaya başladığını, İstanbul’da taşımacılık yapıp iyi paralar kazandığını, geliri olmayan müvekkilinin de kızının yanına sığındığını, müvekkilinin yok edilen mal varlığı ile kıyaslanması mümkün olmasa da sembolik olarak 10.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini, tedbir nafakasının yoksulluk nafakası olarak aynen devamı ile her yıl ÜFE oranında arttırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı cevap dilekçesi ile; 1.800 TL emekli maaşı olduğunu, 500 TL kredi, 500 TL’de ev kirası ödediğini, nafakayı ödeyebilecek gücünün olmadığını beyan etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Ankara Batı 4. Aile Mahkemesinin 26/10/2017 tarihli kararı ile;boşanma kararında davalının 13-14 yıl boyunca birlikte yaşama yükümlülüğü ile eve ekonomik katkı sağlama yükümlülüğünü yerine getirmediği, kadının da hakaret ettiği, erkeğin ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle, 10.000 TL maddi tazminat ile aylık 700 TL yoksulluk nafakasının yıllık ÜFE oranında artırılarak davacı kadına verilmesine, manevi tazminat talebinin reddine, davalının maddi ve manevi tazminat ile nafakanın istirdat talebi hakkında açılmış davası olmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ VE DİLEKÇESİ:

Davalı 25/01/2018 tarihli dilekçesi ile; emekli maaşı ile geçindiğini, nafakayı ödeyemeyeceğini, mahkemenin ekonomik durumunu araştırmadan karar verdiğini, kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurularak kararın kaldırılması istenilmiştir.

Dosya incelendiğinde, tarafların Ankara Batı 2. Aile Mahkemesinin 08/07/2014 tarih, 2014/3 esas, 2014/498 karar sayılı kararı ile boşandıkları, kararın 08/09/2015 tarihinde kesinleştiği, boşanma davasında davalı kadın tarafından tazminat talebinde bulunulmadığından, bunlara yönelik hüküm kurulmadığı, kesinleşen boşanma kararının gerekçesinde davalının 13-14 yıl boyunca birlikte yaşama yükümlülüğü ile eve ekonomik katkı sağlama yükümlülüğünü yerine getirmediği, kadının da hakaret ettiği, erkeğin ağır kusurlu olduğunun belirtildiği, boşanma kararı sonucu tarafların kusurlarının kesinleştiği, davacının süresi içerisinde açtığı tazminat ve nafaka davası sonucu mahkemenin kusur tespitinin doğru olduğu anlaşılmıştır.

Tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının incelenmesinde; davacı kadının ev hanımı olup gelirinin bulunmadığı, çocukları ile birlikte yaşadığı, davalı erkeğin emekli olup aylık 1.700 TL maaş aldığı, yalnız yaşadığı tespit edilmiştir.

Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebilir (TMK md.174/1).

Boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen davacı kadının davalı erkekten daha ziyade veya eşit kusurlu olmadığı, boşanma sonucu en azından davalının maddi desteğini yitirdiği anlaşılmış olup, kadın yararına maddi tazminata hükmedilmesi doğrudur.

Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, boşanma yüzünden zedelenen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamı, Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddi tazminat miktarı uygundur.

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz (TMK.md.175).

Boşanmaya sebep olan olaylarda davacı kadının daha ağır kusurlu olmadığı, herhangi bir gelirinin bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiştir.

Kadın yararına yoksulluk nafakası takdiri doğru olduğu gibi tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları, Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alındığında takdir edilen nafaka miktarı da uygundur.

Bu sebeplerle, mahkemenin kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalının istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

YARGITAY

2. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2022/8844

Karar Numarası: 2022/8445

Karar Tarihi: 24.10.2022

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından, kadının zina nedenine dayalı davasının kabul edilmesi, kusur belirlemesi, kadın yararına hükmolunan nafaka ve tazminatlar ile tazminat taleplerinin reddi yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise erkeğin davasının kabulü, yararına hükmolunan nafaka ve tazminat miktarları, ortak çocuk yararına hükmolunan nafaka miktarları yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davacı-karşı davalı erkeğin tüm, davalı-karşı davacı kadının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-İlk derece mahkemesince bozmadan önce kurulan hükümde erkeğin açtığı TMK 166/son maddesine dayalı boşanma davasının koşullarının oluştuğu ve kadının zina nedenine dayalı davasında (TMK 161.md.) zinanın gerçekleştiğinin kabulü ile her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadın yararına 9.500 TL toptan yoksulluk nafakası ile 15.000 TL maddi, 12.000 TL manevi tazminata hükmedilmiş, karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş, bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince kadın yararına toptan yoksulluk nafakası yerine aylık 500 TL yoksulluk nafakası ile 50.000 TL maddi, 25.000 TL manevi tazminata hükmolunmuştur. Hükmün taraflarca temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 20.12.2021 tarihli ilamı ile kadın tarafından yararına tedbir nafakasına hükmedilmemesi, tedbir ve iştirak nafakaları yönünden de istinaf kanun yolu incelemesi talep edildiği halde inceleme yapılmadığı gerekçesi ile hüküm bozulmuş tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmediği belirtilmiştir. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı-karşı davacı kadın yararına aylık 500 TL tedbir/yoksulluk nafakası ile 50.000 TL maddi, 25.000 TL manevi tazminata hükmedilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.

Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davalı-karşı davacı kadın yararına takdir edilen manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu’nun 50 ve 51. maddesi hükümleri dikkate alınarak daha uygun miktarda manevi(TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamış bozmayı gerektirmiştir.

3-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davalı-karşı davacı kadın yararına hükmolunan yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

Nafaka Miktarı Yargıtay Kararları
Nafaka Miktarı Yargıtay Kararları

YARGITAY

2. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2022/5543

Karar Numarası: 2022/8382

Karar Tarihi: 19.10.2022

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından, kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen ve aleyhe hükmedilen tazminatlar, nafakalar ile velâyet yönünden; davalı-davacı kadın tarafından ise erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakaların miktarı ile nafakalar için ÜFE artışına hükmedilmemesi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Yapılan yargılama sonunda davalı-davacı kadın yararına aylık 5000TL yoksulluk nafakasına hükmedilmiştir. Dosyanın tetkikinden, kadının İstanbul …’de 1 adet mesken, …’te “Sosyal tesis ve havuz” niteliğinde bağımsız bölüm, Tekirdağ’da 1 mesken, 2 adet … kerpiç ev, 3 adet tarla ve 1 adet bağının bulunduğu ve maliki olduğu taşınmazlardan kira gelirleri elde ettiği anlaşılmakta olup; kadının tespit edilen sosyal ve ekonomik durumuna göre boşanma sebebiyle yoksulluğa düşmeyeceği anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşme” koşulu kadın yönünden oluşmamıştır. Bu durumda, davalı-davacı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

3-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davalı-davacı kadın yararına takdir edilen maddî ve manevî tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu’nun 50 ve 51. maddesi hükümleri dikkate alınarak daha uygun miktarda maddî (TMK m. 174/1) ve manevî (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.

4-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuk Melis … yararına takdir edilen iştirak nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

Nafaka Miktarı Yargıtay Kararları
Nafaka Miktarı Yargıtay Kararları

YARGITAY

2. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2022/6306

Karar Numarası: 2022/8253

Karar Tarihi: 17.10.2022

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından kusur belirlemesi, yoksulluk nafakasına toptan hükmedilmesi ve miktarı, tazminatların miktarı ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1- Dosyadaki yazılara, mahkemece bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ait temyiz itirazlarının incelenmesi artık mümkün bulunmamasına göre davalı-karşı davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- İlk derece mahkemesince verilen 25.12.2020 tarihli kararda her iki boşanma davasının kabulü ile davalı- karşı davacı kadın yararına aylık 450 TL tedbir nafakasına ve 13.500 TL toptan yoksulluk nafakasına hükmedilmiştir. Anılan karar, davalı- karşı davacı kadın tarafından davacı- karşı davalı erkeğin boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, yoksulluk nafakasına toptan şeklinde hükmedilmesi, tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi yönünden istinaf edilmiş, bölge adliye mahkemesince; davalı- karşı davacı kadının yoksulluk nafakasına ilişkin istinaf itirazının kabulüyle kadın yararına aylık 450 yoksulluk nafakasına, kadının diğer istinaf itirazlarının ise esastan reddine karar verilmiştir. Karar taraflarca temyiz edilmiş, Dairemizin 10.02.2022 tarihli ilamıyla karar kusur, tazminatlar ve yoksulluk nafakasının toptan ödenmesine hükmolunması yönünden bozulmuştur. Bölge adliye mahkemesince yoksulluk nafakası yönünden kadın lehine 13.000 TL toptan yoksulluk nafakasına hükmedilmiştir. Hüküm davalı- karşı davacı kadın tarafından yukarıda belirtilen şekilde temyiz edilmiştir. İlk derece mahkemesince verilen 25.12.2020 tarihli hükümde kadın yararına hükmedilen toptan yoksulluk nafakası miktarı erkek tarafından istinaf edilmemiş, bu hükümdeki toptan yoksulluk nafakası miktarı yönünden davalı- karşı davacı kadın yararına usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Bu sebeple bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararda usulü kazanılmış hakka aykırı şekilde ilk kararda hükmedilen nafaka miktarından daha azına olacak şekilde 13.000 TL toptan yoksulluk nafakasına hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

Nafaka Miktarı Yargıtay Kararları
Nafaka Miktarı Yargıtay Kararları

YARGITAY

2. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2022/8934

Karar Numarası: 2022/8145

Karar Tarihi: 17.10.2022

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından yoksulluk nafakasının miktarı yönünden; davalı-karşı davacı erkek tarafından ise; yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı-karşı davacı erkeğin temyiz itirazları yersizdir.

2-Davacı karşı davalı kadının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

İlk derece mahkemesince kurulan hükümde, davacı karşı davalı kadın yararına aylık 1750 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmiş, kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine, bölge adliye mahkemesinin 19.04.2021 tarihli ilamı ile tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, bu hükmün taraflarca temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 22.09.2021 tarihli ilamı ile kadın yararına hükmolunan yoksulluk nafakasının az olduğu gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. İlk derece mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı karşı davalı kadın yararına bu kez 2500 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. İlk derece mahkemesince son kurulan hüküm bozma ilamında belirtilen ilkelere, bozmanın amacına uygun olmayıp davacı karşı davalı kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

Asgari ücret alan ne kadar nafaka öder ?

Asgari ücretli birisinin ne kadar nafaka ödeyeceği hakkında detaylı yazımız aşağıdadır.

Diğer yazılarımızı okumanızı öneririz.

İstanbul Boşanma Avukatı – Küçükçekmece Boşanma Avukatı

Arena Hukuk Bürosu

Arena Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu
Arena Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu

Boşanma davalarında deneyimli avukat ekibimiz yanınızda olacaktır.

Avukat Cem AKYAZI Adalet Bakanlığı Arabulucular Siciline kayıtlı uzman arabulucudur. Tarafların duygusal durumlarından uzaklaşarak menfaatlerine odaklanmalarını sağlama aşamasında yanınızda olacaktır.

Ayrıca Boğaziçi Üniversitesinden pedagojik formasyon eğitimi almıştır.

Avukat Mücahit Ahmet TUMBUL 10 yıldan fazla mahkeme tecrübesi ile boşanma davalarınızda hukuki danışmanlıkta bulunacaktır.

Boşanma avukat ücreti için bilgi alabilirsiniz.

Arena Hukuk Bürosu

Bilgi için:  0212 706 90 30

Boşanma davasıyla ilgili makalemizi okumanızı öneririz.

Küçükçekmece Avukat – Google Haritalarımız için tıklayınız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir