Zina (Aldatma) Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Miktarları Hakkında Yargıtay Kararları

zina aldatma yargıtay kararları

Zina (Aldatma) Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Miktarları Hakkında Yargıtay Kararlarını siz değerli müvekkillerimiz için derledik.

ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

2. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2019/2275

Karar Numarası: 2019/1617

Karar Tarihi: 10.12.2019

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 08/03/2008 tarihinde evlendiklerini,  müşterek çocuklarının olmadığını, tarafların aile şirketlerinin olduğunu, gelirlerinin oldukça yüksek olduğunu, bu durumun Adana Ticaret Odasından sorulduğunda ortaya çıkacağını,  davalının kendisine şiddet uyguladığını, aldattığını, 2 yıldır da fiilen ayrı yaşadıklarını, şirket adına araçların bulunduğunu, Adıyaman, Samsat ile Adana, Seyhan da bir takım taşınmazların bulunduğunu, davalının yanında sekreter olarak çalışan Dilek Yorulmaz adlı bayanlada gönül ilişkisinin olduğunu, davalının gerekli açıklamayı yapmadığını ve müşterek konutu terk edip gittiğini, davalının sadakatsız davranışları sebebiyle zinaya dayalı tarafların boşanmalarına, davacı yararına aylık 10.000 TL tedbir-yoksulluk nafakası ile 500.000’er TL maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

Dava, zina nedeniyle olmadığı takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma, karşı dava ise evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma talebine ilişkindir.

Tüm dosya kapsamına göre tarafların 08/03/2008 tarihinde evlendikleri, bu evlilikten müşterek çocuklarının bulunmadığı, davacının aile şirketinde çalıştığı, adına kayıtlı bir araç  ve 1/4 hisseli yazlığı olduğu, kirada oturduğu yıllık 20.000 TL kira verdiği, davalının ise Sigorta şirketinde müdür olduğu, ayrıca Fırat Lpg  isimli bir işyerinin ortağı olduğu adına kayıtlı bir dairenin bulunduğu ,davacının davalı aleyhine zina olmadığı takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma  tedbir, yoksulluk nafakası, maddi-manevi tazminat talebiyle boşanma davası açtığı, davalının ise iddiaları kabul etmediği, davanın reddini istediği, cevap dilekçesi ile birlikte evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma, maddi-manevi tazminat talebinde bulunduğu, yapılan yargılama sonucunda zina nedeniyle boşanma davasının reddine, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davasının kabulüne, tarafların boşanmalarına, davacının nafaka talebinin reddine, maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 100.000.Tl maddi 100.000.Tl manevi tazminatın davalıdan tahsiline ,karşı boşanma davasının reddine karar verildiği karara karşı davacı karşı davalının zina nedeniyle boşanma davasının reddi ,tedbir -yoksulluk nafakası ve maddi– manevi tazminat yönünden, davalı karşı davacı ise karşı davanın reddi, asıl davanın kabulü, maddi -manevi tazminat ve tanık dinlenmemesi yönünden istinaf kanun yoluna başvurdukları, dairemizce yapılan istinaf yargılaması sonucunda; davacı karşı davalı kadının yoksulluk nafakasının reddi, maddi ve manevi tazminat yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı karşı davacı erkeğin karşı davanın reddi, asıl davanın kabulü, maddi ve manevi tazminat ve davacı tanığının dinlenmemesi yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı karşı davalı kadının zina nedeniyle boşanma davasının reddine ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile; Adana 6.Aile Mahkemesinin 12/12/2017 tarih ve 2016/61 Esas 2017/990 Karar sayılı ilamının 1 no’lu; ” Asıl davacının zinaya dayalı davasının reddine ” ve 3 no’lu ;” Asıl davacının TMK.’nun 166/1 maddesine dayalı davasının kabulüne ” , 4 no’lu ;” Asıl davacının nafaka talebinin reddine ” ve 8,9 ve 10 no’lu  asıl dava yargılama giderleri ile ilgili hüküm fıkralarının ortadan kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK.’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince bu konuda yeniden düzenleme yapılması gerektiğinden; davacı karşı davalı kadının zina nedeniyle açmış olduğu boşanma davasının kabulüne, davacı karşı davalı kadının zina nedeniyle açmış olduğu boşanma davasının kabulüne karar verilmesi nedeniyle TMK.’nun 166/1 maddesine dayalı olarak açtığı boşanma davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı karşı davalı kadının tedbir nafakası talebinin kısmen kabulü ile; dava tarihi olan 25/01/2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 1000 TL tedbir nafakasının davalı karşı davacıdan alınarak davacı karşı davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin   ve yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verildiği, karara karşı davalı karşı davacı erkek tarafından zinaya dayalı açılan davanın kabulü ile, açmış olduğu davanın reddi, kusur belirlemesi, tazminatlar ve tedbir nafakası yönünden, davacı karşı davalı kadının ise, katılma yoluyla tazminatlar ve tedbir nafakasının miktarı ile yoksulluk nafakasının reddi yönünden verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek bozulması talebiyle temyiz kanun yoluna başvurdukları, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 17/09/2019 tarih ve 2019/2364 Esas 2019/8773 Karar sayılı ilamıyla , davalı karşı davacı erkeğin tüm, davacı karşı davalı kadının ise, tedbir nafakası ve manevi tazminat miktarları  ile yoksulluk nafakasının reddi yönündeki temyiz itirazlarının reddine, davacı karşı davalı kadının maddi tazminat miktarı yönünden temyiz başvurusunun kabulü ile, hükmün bu yönden bozulmasına karar verilerek dosyanın dairemize gönderildiği anlaşılmaktadır.

Dairemizce Yargıtay bozma ilamı taraflara tebliğ edilmiş, dairemizce bozma sonrası yapılan duruşmada; davacı karşı davalı vekili bozma ilamına uyulmasını talep etmiş, davalı karşı davacı vekilinin usulüne uygun tebliğe rağmen duruşmaya katılmadığı, mazerette bildirmediği görülmüş,  dairemizce usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10/07/2019  tarih ve 2019/2364 Esas 2019/8773 K. sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.

Tüm dosya kapsamına göre; tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına göre ve TMK.’nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi yine TBK.’nun 50 ve 51.maddesi hükümleri dikkate alındığında davacı karşı davalı kadın yararına daha uygun miktarda maddi tazminata takdir edilmesi gerektiği anlaşıldığından davacı -davalı kadının maddi tazminat yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun kabulü ile, Adana 6.Aile Mahkemesinin 12/12/2017 tarih ve 2016/61 Esas 2017/990 Karar sayılı ilamındaki maddi tazminat ile ilgili 5 no’lu ara kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesine davacı kadın yararına daha uygun miktarda maddi tazminata hükmedilmesine karar verilmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı karşı davalı vekilinin maddi tazminat yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun kabulü ile , Adana 6.Aile Mahkemesi’nin 12/12/2017  tarih 2016/61  Esas 2017/990 Karar sayılı ilamının maddi tazminat ile ilgili 5. Nolu ara kararının KALDIRILMASINA,

6100 sayılı HMK m.353/1-b-2 maddesi gereğince bu konuda yeniden düzenleme yapılması gerektiğinden,

Davacı karşı davalı tarafın maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 150.000 TL maddi tazminatın davalı karşı davacıdan tahsili ile davacı karşı davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin taktiren reddine…

zina aldatma yargıtay kararları
zina aldatma yargıtay kararları

ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

2. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2018/1722

Karar Numarası: 2019/1593

Karar Tarihi: 06.12.2019

Dava; TMK.’nun 161. Maddesi gereğince zina nedeniyle boşanma olmadığı takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşama talebine ilişkindir.

Tüm dosya kapsamına göre, tarafların 2006 yılında evlendikleri, bu evlilikten 2010 doğumlu Cemre, 2011 doğumlu Serkan isminde iki müşterek çocuklarının olduğu, davacının çalışmadığı, ailesiyle birlikte kaldığı, davalının özel bir hastanede sağlık memuru olarak çalıştığı, aylık 3000 TL civarında gelirinin bulunduğu, ailesine ait bir evde oturduğu, davacının davalının daha önce hakkında açtığı İskenderun 1.Aile Mahkemesinin 2015/610 Esas sayılı dosyasında kusurlu olması nedeniyle red kararı verildiğini, önceki boşanma davası devam ederken davalının Neslihan Sökmen isimli bir kadınla nişanlandığını, red kararı kesinleştikten sonra tarafların bir araya gelmediğini, davalının 08/04/2016 tarihinde söz konusu şahısla düğün yaparak gayri resmi birlikte yaşamaya devam ettiğini bu kadının hamile olduğu duyumu aldığı, zina olayının gerçekleştiğini belirterek zina nedeniyle boşanma, olmadığı takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma, aylık 750 TL tedbir-yoksulluk nafakası, 35.000 TL maddi, 35.000 TL manevi tazminat talep eder dava açtığı, davalının davacının iddialarını kabul etmediği, boşanmayı istediği, müşterek çocukların halen yanında kaldığını belirterek velayetlerini talep ettiği, davacının maddi -manevi tazminat ve nafaka taleplerinin reddini istediği, davacı kadının cevaba cevap dilekçesi ile, nafaka, maddi -manevi tazminat taleplerini artırdığı ayrıca faiz talebinde bulunduğu mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalını başka bir kadınla birlikte olduğu, nişan , düğün yaptıkları iddiasının tanık beyanlarıyla ve dosya kapsamıyla belirlendiği, evlilik birliğinin devamında taraflar müşterek çocuklar ve toplum yönünden korunmaya değer bir yararın tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüyle tarafların TMK.’nun 161.maddesi gereğince zina nedeniyle boşanmalarına, müşterek  çocukların velayetlerinin davalı babaya verilmesine, davacı için dava tarihinden 13/06/2017 tarihinde kadar aylık 350 TL, 13/06/2017 tarihinden kararın kesinleşeceği tarihe kadar geçerli olmak üzere aylık 450 TL tedbir nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar kesinleştiği tarihten itibaren aylık 500 TL yoksulluk nafakasının davalıdan tahsiline, davacının maddi-manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 18.000 TL maddi, 25.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği, karara karşı davacının tedbir-yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminata ilişkin taleplerinin dava dilekçesi ile sınırlı kalarak değerlendirilmesinin, cevaba cevap dilekçesinde yaptıkları artırımların ve faiz talebinin dikkate alınmamasının hatalı olduğunu ayrıca miktarların düşük olduğu, davalı tarafın ise, davacının maddi durumunun iyi olduğu, müşterek çocukların tüm ihtiyaçlarının davalı tarafından karşılandığı, davacı kadın için takdir edilen nafaka ve maddi-manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğu belirtilerek kararın kaldırılması talebiyle istinaf kanun yoluna başvurdukları anlaşılmaktadır.

Davacının istinaf başvurusunun incelenmesinde; tarafların gerçekleşen sosyal-ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, kusur durumu ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddi tazminatın düşük olduğu, daha uygun miktarda maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği, manevi tazminat miktarının yeterli olduğu, süresi içerisinde verilen cevaba cevap dilekçesinde faiz talebinde bulunulmasına rağmen mahkemenin faiz talebi hakkında değerlendirme yapmamasının hatalı olduğu, takdir edilen nafakalara yasa gereği boşanma kararının kesinleşmesi tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerektiği, davalının gelir durumunun müşterek çocukların baba yanında kalması ve ihtiyaçlarının baba tarafından karşılanması dikkate alındığında davacı kadın için takdir edilen tedbir-yoksulluk nafakalarının yeterli olduğu anlaşıldığından davacının maddi tazminat ve faiz talebi konusunda istinaf başvurusunun kabulüne, manevi tazminat ve tedbir-yoksulluk nafakası konusunda istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Davalının istinaf başvurusunun incelenmesinde; tarafların gerçekleşen sosyal-ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, kusur durumu ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen tedbir-yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat miktarlarının fahiş olmadığı anlaşıldığından davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacının manevi tazminat ve tedbir-yoksulluk nafakası konusunda yapmış olduğu istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK.’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafın maddi tazminat ve faiz talebi konusunda yapmış olduğu istinaf başvurusunun kabulü ile; İskenderun 2.Aile Mahkemesinin 18/01/2018 tarih ve 2016/268 Esas  2018/54  Karar sayılı ilamının infazda tereddüte yol açmaması amacıyla 4 no’lu hüküm fıkrasının tamamen KALDIRILMASINA,

6100 sayılı HMK.’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince bu konuda yeniden düzenleme yapılması gerektiğinden;

a-Davacının boşanmanın fer’i niteliğindeki maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 25.000 TL maddi, 25.000 TL manevi tazminatın boşanma kararının kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin takdiren reddine,

zina aldatma yargıtay kararları
zina aldatma yargıtay kararları

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

2. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2018/3309

Karar Numarası: 2020/814

Karar Tarihi: 10.07.2020

Dosya içeriğinden davacı-davalı erkeğin dava dışı “…” isimli kadınla gayri resmi birliktelik yaşadığı, bu birlikteliğinden 2013 doğumlu “…” isimli bir çocuğunun olduğu, bu çocuğu tanıma suretiyle 09/07/2013 tarihinde nüfusa tescil ettirdiği, bu şekilde erkeğin zina fiilinin gerçekleştiği anlaşılmakta ise de davalı-davacı tanık beyanlarından kadının erkeğin zinasını öğrendikten sonra tarafların barışıp bir yıl süre ile ortak yaşama devam ettikleri anlaşılmaktadır. Erkeğin bu kadınla birlikteliğinin süreklilik arz ettiğine ilişkin bir delil de yoktur. Hal böyle olunca davalı-davacı kadının davacı-davalı erkeğin zinasını affettiği kabul edilmelidir. Kaldı ki zina hukuki sebebine dayalı boşanma davala rında, dava hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer (TMK m. 161/2). Davalı-davacı kadının eşinin bir başka kadınla zina ettiğini davalı-davacı tanık beyanlarına göre 2014 yılında öğrendiği, zina sebebiyle boşanma davasını 17.07.2017 tarihinde açtığı, bu durumda davanın yasada öngörülen altı aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı da anlaşılmaktadır. Durum bu olunca davalı-davacı kadının zina sebebine dayalı boşanma davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülme miştir.

Davacı-davalı erkek gerek dava, gerekse cevaba cevap ve karşı davaya cevap dilekçesinde tanık deliline dayanmamıştır. Dayandığı diğer delillerle ise davalı-davacı kadının kusurlu bir davranışı ispatlanamamıştır.

Davalı-davacı kadın karşı dava dilekçesinde fiziksel şiddete vakıa olarak dayanmamıştır. Usulüne uygun şekilde süresinde ileri sürülmeyen ve çekişmeli olarak belirlenmeyen (HMK m. 137, 140/3, 187) vakıa esas alınarak kusur yüklenemez.

Yapılan bu tespitler ve toplanan delillerden davacı-davalı erkeğin ilk derece mahkemesince kusur olarak kendisine yüklenilen ve gerçekleşen “eşine sürekli ağza alınmayacak ana avrat sinkaflı küfürler etmek, eleştirmek, küçümsemek, güven sarsıcı davranışlarda bulunmak, eve sürekli geç vakitlerde alkollü olarak gelmek, yaklaşık üç yıl önce evden ayrılmak ve bu suretle birlikte yaşamaktan kaçınmak” şeklinde kusurlu davranışlarının bulunduğu buna karşılık davalı-davacı kadının usulünce dayanılan ve ispatlanan kusurlu bir davranışının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Boşanmaya sebep olan bu olaylarda davacı-davalı erkek tam kusurludur. Mahkemenin asıl davayı reddi, davalı-davacı kadını kusursuz bulması doğru olmakla birlikte fiziksel şiddeti erkeğe kusur olarak yüklemesi hatalı olmuştur.

Ekonomik ve sosyal durum araştırma yazı cevaplarında davacı-davalı erkeğin oto tamircisi olduğu, 1.500 – 2.000 TL gelirinin bulunduğu, kardeşine ait evde ikamet edip kira ödemediği, 2007 model Toyata marka aracının bulunduğu, davalı-davacı kadının ise 28. Kolordu Komutanlığı bulaşıkhanesinde çalıştığı, 1.400 TL gelirinin bulunduğu, eşinin kardeşine ait evde ikamet edip kira ödemediği, üç çocuğu ile birlikte yaşadığı bildirilmiştir.

Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebilir. (TMK 174/1)

Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun bir miktarda bir para isteyebilir (TM”…”74/2).

TMK 174/1-2 madde fıkralarında düzenlenen maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için tazminat isteyen eşin boşanmaya sebep olan olaylarda eşit yada ağır kusurlu olmaması gerekir.

Boşanmaya sebep olan olaylarda maddi ve manevi tazminat isteyen davalı-davacı kadının davacı-davalı erkekten daha ziyade veya eşit kusurlu olmadığı, boşanma sonucu en azından davacı-davalının maddi desteğini yitirdiği, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmış olup kadın yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi doğrudur.

Ancak tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile boşanma yüzünden zedelenen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamı dikkate alındığında davalı-davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alındığında davalı-davacı kadın için 25.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminat takdir edilmiştir.

Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK m. 186/1), geçimine (TMK m. 185/3), malların yönetimine (TMK m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK m. 185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (re’sen) almak zorundadır (TMK m. 169).

Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. (TMK.m.175)

Boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-davacı kadının daha ağır kusurlu olmadığı, 03/07/2018 tarihli duruşmada özel bir şirkette yemekhanede çalıştığını, çalıştığı şirketin ihaleyi kaybettiğini, kendisine başka bir yer gösterdiklerini ancak gösterdikleri yerin uzak olması sebebi ile gitmediğini, o gün itibariyle işten çıkarıldığını, şu anda işsiz olduğunu, herhangi bir yerden gelirinin bulunmadığını beyan ettiği, bu beyanının Uyap sisteminden alınan SGK hizmet dökümü ile doğrulandığı, belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermesi (5 no’lu kod ile) sebebi ile 22/08/2019 tarihi itibariyle iş yerinden ayrıldığı,hal böyle olunca hali hazırda her hangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiştir. Bu hale göre kadın yararına tedbir- yoksulluk nafakası takdiri doğrudur. Ancak tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre davalı-davacı kadın yararına takdir edilen tedbir-yoksulluk nafakası azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak davalı-davacı kadın yararına aylık 500 TL tedbir-yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerekmiştir.

Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocukların yaşları ve ihtiyaçları, paranın satın alma gücü ve hakkaniyet ilkesi gözetildiğinde takdir edilen tedbir-iştirak nafakası miktarları düşüktür. Bu sebeple çocuklar için ayrı ayrı aylık 300 TL tedbir-iştirak nafakası takdir edilmiştir.

Tüm bu anlatım karşısında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

A)1-Davacı-davalının erkeğin kusur belirlemisine, davalı-davacı kadının ise maddi-manevi tazminat ile tedbir-yoksulluk ve tedbir-iştirak nafakası miktarlarına ilişkin istinaf talebinin HMK’nın 353/1-b/2 maddesi uyarınca KABULÜ ile, ANKARA 8. AİLE MAHKEMESİ’nin 03/07/2018 tarih ve 2017/630 Esas, 2018/582 Karar sayılı kararının, kusura ilişkin gerekçesinin yukarıda açıklandığı gibi DÜZELTİLMESİNE,kararın 3, 4, 5 ve 6 no’lu bendlerinin KALDIRILMASINA, hükmün diğer kısımlarının aynen MUHAFAZASINA,

2-Velayeti davalı-davacı annesine verilen müşterek çocuk “…” için TMK’nın 169. maddesi gereğince dava tarihinden itibaren aylık 300 TL tedbir nafakası takdiri ile reşit olduğu 30/10/2019 tarihine kadar davacı-davalı erkekten alınarak davalı-davacı kadına verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, ilk derece mahkemesince takdir edilen ve aynı döneme denk gelen tedbir nafakasının tahsilinde tekerrüre sebebiyet verilmemesi hususunun infaz aşamasında nazara alınmasına, müşterek çocuk “…” dairemiz karar tarihi itibariyle reşit olduğundan iştirak nafakası takdirine yer olmadığına,

3-Velayetleri davalı-davacı annelerine verilen müşterek çocuklar “…” ve “…” için TMK’nın 169. maddesi gereğince dava tarihinden itibaren ayrı ayrı aylık 300’er TL tedbir nafakası takdiri ile davacı-davalı erkekten alınarak davalı-davacı kadına verilmesine, takdir edilen bu nafakanın hükmün kesinleşmesinden itibaren aynı miktar (aylık 300 TL) üzerindeniştirak nafakası olarak devamına, fazlaya ilişkin talebinin reddine, ilk derece mahkemesince takdir edilen ve aynı döneme denk gelen tedbir nafakalarının tahsilinde tekerrüre sebebiyet verilmemesi hususunun infaz aşamasında nazara alınmasına,

4-Davalı-davacı kadın yararına TMK’nın 169. maddesi gereğince dava tarihinden itibaren aylık 500 TL tedbir nafakası takdiri ile davacı-davalı erkekten alınarak davalı-davacı kadına verilmesine, takdir edilen bu nafakanın hükmün kesinleşmesinden itibaren aynı miktar (aylık 500 TL) üzerinden yoksulluk nafakası olarak devamına, ilk derece mahkemesince takdir edilen ve aynı döneme denk gelen tedbir nafakasının tahsilinde tekerrüre sebebiyet verilmemesi hususunun infaz aşamasında nazara alınmasına,

5-TMK’nın 174/1 maddesi gereğince davalı-davacı kadın yararına 25.000 TL maddi tazminat takdiri ile davacı-davalı erkekten alınarak, davalı-davacı kadına verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,

6-TMK’nın 174/2 maddesi gereğince davalı-davacı kadın yararına 20.000 TL manevi tazminat takdiri ile davacı-davalı erkekten alınarak, davalı-davacı kadına verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine…

zina aldatma yargıtay kararları
zina aldatma yargıtay kararları

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

Esas Numarası: 2019/212

Karar Numarası: 2022/1023

Karar Tarihi: 22.06.2022

Davacı İstemi:

4. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, müvekkilinin eşinin önceki eşi olduğunu, müvekkilinin evliliği devam ederken eski eşlerin bir araya gelerek ilişki kurduklarını, davalının bu ilişki sonucunda hamile kaldığını, bu durumun davacının evliliğini sonlandırma noktasına getirdiğini, İstanbul 7. Aile Mahkemesinin 2012/22 E. sayılı dosyasında boşanma davası açıldığını, müvekkilinin eşinin davalı ile anlaşarak mal kaçırmaya çalışması nedeniyle boşanma davasında maddi tazminat talebinde bulunduğunu, iş bu davada da aynı nedenle maddi tazminat istediklerini, davalının evli bir kimse ile evlilik dışı ilişkiye girdiğini, bu durumun müvekkilinin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000TL maddi ve 30.000TL manevi tazminat olmak üzere toplam 80.000TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararı:

6. İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.12.2013 tarihli ve 2012/531 E., 2013/612 K. sayılı kararı ile; evli bir kimsenin evlilik dışı birlikteliğinin diğer eşin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu, davalının davacının eşi ile evli olduğunu bilerek duygusal ve cinsel ilişkiye girdiği, manevi tazminat istemenin koşullarının oluştuğu, diğer yandan davacının eşinin davalıyla anlaşarak kendisinden mal kaçırdığı iddiasıyla davalıdan doğrudan maddi tazminat talep etmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulü ile 5.000TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi:

somut olay incelendiğinde; davacının dava dışı eşi ile evli olduğunu bilerek birlikte olan davalının bu eyleminin, davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunduğu iddiasıyla manevi tazminat talep edildiği anlaşılmaktadır.

17. Davacının dava dilekçesinde manevi tazminat istemine dayanak olarak gösterdiği maddi olgular; evlilik birliğinin devamı sırasında davacının dava dışı eşi tarafından sadakat yükümlülüğünün ihlâli niteliğindeki eylemini birlikte gerçekleştirdiği kişi olan ve evlilik birliğinin tarafı olmaması nedeniyle üçüncü kişi konumunda bulunan davalının salt evli bir kişiyle birlikte olmak şeklindeki eylemine ilişkindir. Davalının, dava dışı eş ile evli olduğunu bilerek birlikte olmaktan ibaret olduğu anlaşılan eyleminden başka doğrudan doğruya davacıya yönelik olarak bağımsız, özel ve nitelikli bir kişilik hakkı ihlâlinde bulunduğuna dair bir iddia da bulunmamaktadır. Bu nedenlerle eldeki davanın konusu itibariyle 06.07.2018 tarihli ve 2015/5 E., 2018/7 K. sayılı Yargıtay içtihadı birleştirme kararı kapsamında değerlendirilmesi gereklidir.

18. Hâl böyle olunca; yukarıda açıklanan ve 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 45/5 maddesi gereğince bağlayıcı olan söz konusu içtihadı birleştirme kararı ile “Evlilik birliği devam ederken eşlerden biri ile evli olduğunu bilerek birlikte olan üçüncü kişiye karşı diğer eşin manevi tazminat isteminde bulunamayacağına” karar verilmiş olmakla davacı tarafından üçüncü kişi konumundaki davalı aleyhine açılan manevi tazminat davasında mahkemece verilen direnme kararının yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekmiştir.

Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;

19. Davacı vekilinin dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminat isteminde bulunduğu, mahkemece maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verildiği, kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece manevi tazminat yönünden inceleme yapıldığı, “davacının tüm davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,” şeklinde karar verildiği anlaşıldığından, davacı vekilinin maddi tazminat istemine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 4. Hukuk Dairesine gönderilmesi gerekmiştir.

İstanbul Boşanma Avukatı – Küçükçekmece Boşanma Avukatı

Arena Hukuk Bürosu

Arena Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu
Arena Hukuk ve Arabuluculuk Bürosu

Boşanma davalarında deneyimli avukat ekibimiz yanınızda olacaktır.

Avukat Cem AKYAZI Adalet Bakanlığı Arabulucular Siciline kayıtlı uzman arabulucudur. Tarafların duygusal durumlarından uzaklaşarak menfaatlerine odaklanmalarını sağlama aşamasında yanınızda olacaktır.

Ayrıca Boğaziçi Üniversitesinden pedagojik formasyon eğitimi almıştır.

Avukat Mücahit Ahmet TUMBUL 10 yıldan fazla mahkeme tecrübesi ile boşanma davalarınızda hukuki danışmanlıkta bulunacaktır.

Boşanma avukat ücreti için bilgi alabilirsiniz.

Arena Hukuk Bürosu

Bilgi için:  0212 706 90 30

Boşanma davasıyla ilgili makalemizi okumanızı öneririz.

Küçükçekmece Avukat – Google Haritalarımız için tıklayınız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir